defterfabrikasi:

Kadın, sigarasından bir nefes daha çekti, geçmişi özlüyordu. Dumanın, havada nasıl yayıldığını hayal etti. Göremiyordu. Siyah gözlüklerinin arkasında göremeyen gözler saklanıyordu. Sigarasının kokusunu duyunca gülümsedi. Yaşadığını hissetmesine yardım ediyordu bu koku. Kahvesi gelmişti önüne. Şeker koyacaktı. Garsona “Şekerin hangi yönde olduğunu söyler misiniz?” dedi. Garson “Ah, pekala.” dedi ve “Saat yönünde 8.” dedi. Garson “Beyaz şeker mi istersiniz, esmer mi?” dedi ve şekerlere uzandı. Kadın “Gerek yok ” diye mırıldandı. Şeker paketlerine dokundu ve iki tanesini eline aldı.
“Sol elimdeki beyaz şeker. Sağ elimdeki de esmer şeker.” dedi. Kadın yanılmamıştı. Garson şaşkınlıkla sordu “Nasıl buldunuz?” Kadın gülümsedi. Omzuna düşen kumral saçlarını geriye attı ve “Poşetin dışından, esmer şekerin tanelerine dokunun. Daha sonra da beyaz olan şekerin.” dedi. Garson, “Pekala” dedi ve kendisinden isteneni yaptı. Esmer şekerin taneleri, beyaz şekerin tanelerinden daha küçüktü. Kadın gülümsedi. Uzaklaşan adımların sesini duydu. Arkasına yaslandı. Kahvesine şekerini döktü ve el yordamıyla bulduğu kaşığıyla karıştırdı kahvesini. 
Birisi gelmişti. Bir sandalye çekildi yanına. Parfümün kokusunu az önce duymuştu. Garsona aitti bu koku. Garson, kadının tam karşısına oturdu. “Şu an tam karşındayım.” dedi. Kadın gülümsedi. “Merhaba garson. Karşında oturduğunu biliyorum. Bir elin de masada. Ayağını sandalyeye yasladın şimdi de.” Garson, şaşkınlıkta baktı uzun bir süre. Konuşmadı. Kadının gerçekten kör olmadığını düşündü bir an. Sanki her şeyi görebiliyordu. Sanki, normal insanlardan bile daha güzel görüyordu. 
Kadın kahvesinden bir yudum aldı. “Neden karşımdasın?” dedi. 
“Tanımak için.” dedi adam.
“Neden?” dedi sessizce.
“Sadece istiyorum, tanımayı.” dedi adam. Kadın arkasına yaslandı. Saçlarını düzeltti. 
“Benim gibi birini tanımana gerek yok.” dedi. 
“İstemiyorsan” dedi ve kalktı gitti adam yanından.
Kadın üzülmemişti. Ne düşüneceğini bilemiyordu. Herkes aynıydı sanki. O da gitmişti işte. Engelleri yüzünden, kendisinin yaratmadığı engeller yüzünden, kalkıp gitmişti. Araba kazasında kaybettiği gözleri yüzünden. 
Kadın kalktı ve gitti kahveden. Bir daha buraya gelmeyecekti. 
-
Sokakta yürüyordu, aynı kadın. Etrafından giden insanlar geri çekiliyorlardı, o geçsin diye. Kendini kötü hissediyordu. Diğer insanlara yaptıkları gibi, ona da çarpmalarını istiyordu kadın. 
Bir koku duydu. 2 ay önceki garsonun kokusuydu bu. Kadın olduğu yerde durdu ve “Merhaba.” dedi. Adam birden şaşırdı ve ona baktı “Merhaba.” dedi. O garsondu. İşten kovulmuştu. Şimdi de aynı sokakta karşılaşmışlardı. 
“Şaşırdım.” dedi kadın.
“Ben de öyle.”
“Tanışmayı gerçekten istiyor musun?” dedi sessizce.
“Elbette.”
Kendilerini bir kafede buldular. Yol boyunca birbirlerine kendilerini anlatmışlardı. Sonunda da oturup bir kahve içmeye karar verdiler. Kadın bir piyano sesi duydu burada. Gülümsedi. 
-
Kadın evinde piyano çalıyordu. Aynı kadın. Sessizce giren adamı fark etmemişti, piyanosuna dalmıştı. Çaldığı parça bitince, bir alkış sesi duydu. Önce korktu biraz. Adam “Harikaydın.” dedi. Kadın, “Beraber çalalım.” dedi. Adam kadının yanına oturdu. Çalmaya başladılar. Gülümsedi kadın “Bir garsona göre gayet güzel çalıyorsun.” dedi ardından. Adam gülümsedi “Seni sevdiğim kadar güzel çalıyorsun.” 
-
Gitmişti işte. Kendisini seven tek insan gitmişti hayatından kadının. Yaptıkları şeyleri hatırladı kadın. Dudaklarının nasıl kıvrıldığını bilmiyordu gülümsediğinde. Gözlerinin nasıl ışıldadığını da bilmiyordu. Ama onu seviyordu. Hissediyordu kadın bunu. Adam, geride bıraktığı gözyaşlarıyla, gitmişti dünyadan. Bilinmeyen bir yere. Bilinmeyen… Ölmeden bilinmeyecek olan. Kadın piyanoya uzandı. Kendi bestesini yapmaya başladı. Adamın dokunduğu notalara dokunarak…

defterfabrikasi:

Kadın, sigarasından bir nefes daha çekti, geçmişi özlüyordu. Dumanın, havada nasıl yayıldığını hayal etti. Göremiyordu. Siyah gözlüklerinin arkasında göremeyen gözler saklanıyordu. Sigarasının kokusunu duyunca gülümsedi. Yaşadığını hissetmesine yardım ediyordu bu koku. Kahvesi gelmişti önüne. Şeker koyacaktı. Garsona “Şekerin hangi yönde olduğunu söyler misiniz?” dedi. Garson “Ah, pekala.” dedi ve “Saat yönünde 8.” dedi. Garson “Beyaz şeker mi istersiniz, esmer mi?” dedi ve şekerlere uzandı. Kadın “Gerek yok ” diye mırıldandı. Şeker paketlerine dokundu ve iki tanesini eline aldı.

“Sol elimdeki beyaz şeker. Sağ elimdeki de esmer şeker.” dedi. Kadın yanılmamıştı. Garson şaşkınlıkla sordu “Nasıl buldunuz?” Kadın gülümsedi. Omzuna düşen kumral saçlarını geriye attı ve “Poşetin dışından, esmer şekerin tanelerine dokunun. Daha sonra da beyaz olan şekerin.” dedi. Garson, “Pekala” dedi ve kendisinden isteneni yaptı. Esmer şekerin taneleri, beyaz şekerin tanelerinden daha küçüktü. Kadın gülümsedi. Uzaklaşan adımların sesini duydu. Arkasına yaslandı. Kahvesine şekerini döktü ve el yordamıyla bulduğu kaşığıyla karıştırdı kahvesini. 

Birisi gelmişti. Bir sandalye çekildi yanına. Parfümün kokusunu az önce duymuştu. Garsona aitti bu koku. Garson, kadının tam karşısına oturdu. “Şu an tam karşındayım.” dedi. Kadın gülümsedi. “Merhaba garson. Karşında oturduğunu biliyorum. Bir elin de masada. Ayağını sandalyeye yasladın şimdi de.” Garson, şaşkınlıkta baktı uzun bir süre. Konuşmadı. Kadının gerçekten kör olmadığını düşündü bir an. Sanki her şeyi görebiliyordu. Sanki, normal insanlardan bile daha güzel görüyordu. 

Kadın kahvesinden bir yudum aldı. “Neden karşımdasın?” dedi. 

“Tanımak için.” dedi adam.

“Neden?” dedi sessizce.

“Sadece istiyorum, tanımayı.” dedi adam. Kadın arkasına yaslandı. Saçlarını düzeltti. 

“Benim gibi birini tanımana gerek yok.” dedi. 

“İstemiyorsan” dedi ve kalktı gitti adam yanından.

Kadın üzülmemişti. Ne düşüneceğini bilemiyordu. Herkes aynıydı sanki. O da gitmişti işte. Engelleri yüzünden, kendisinin yaratmadığı engeller yüzünden, kalkıp gitmişti. Araba kazasında kaybettiği gözleri yüzünden. 

Kadın kalktı ve gitti kahveden. Bir daha buraya gelmeyecekti. 

-

Sokakta yürüyordu, aynı kadın. Etrafından giden insanlar geri çekiliyorlardı, o geçsin diye. Kendini kötü hissediyordu. Diğer insanlara yaptıkları gibi, ona da çarpmalarını istiyordu kadın. 

Bir koku duydu. 2 ay önceki garsonun kokusuydu bu. Kadın olduğu yerde durdu ve “Merhaba.” dedi. Adam birden şaşırdı ve ona baktı “Merhaba.” dedi. O garsondu. İşten kovulmuştu. Şimdi de aynı sokakta karşılaşmışlardı. 

“Şaşırdım.” dedi kadın.

“Ben de öyle.”

“Tanışmayı gerçekten istiyor musun?” dedi sessizce.

“Elbette.”

Kendilerini bir kafede buldular. Yol boyunca birbirlerine kendilerini anlatmışlardı. Sonunda da oturup bir kahve içmeye karar verdiler. Kadın bir piyano sesi duydu burada. Gülümsedi. 

-

Kadın evinde piyano çalıyordu. Aynı kadın. Sessizce giren adamı fark etmemişti, piyanosuna dalmıştı. Çaldığı parça bitince, bir alkış sesi duydu. Önce korktu biraz. Adam “Harikaydın.” dedi. Kadın, “Beraber çalalım.” dedi. Adam kadının yanına oturdu. Çalmaya başladılar. Gülümsedi kadın “Bir garsona göre gayet güzel çalıyorsun.” dedi ardından. Adam gülümsedi “Seni sevdiğim kadar güzel çalıyorsun.” 

-

Gitmişti işte. Kendisini seven tek insan gitmişti hayatından kadının. Yaptıkları şeyleri hatırladı kadın. Dudaklarının nasıl kıvrıldığını bilmiyordu gülümsediğinde. Gözlerinin nasıl ışıldadığını da bilmiyordu. Ama onu seviyordu. Hissediyordu kadın bunu. Adam, geride bıraktığı gözyaşlarıyla, gitmişti dünyadan. Bilinmeyen bir yere. Bilinmeyen… Ölmeden bilinmeyecek olan. Kadın piyanoya uzandı. Kendi bestesini yapmaya başladı. Adamın dokunduğu notalara dokunarak…

(Source: pijamalizurafa)

Burada takılacağım sanırım, evet. ↘
2012 Yarı Yıl Tatil Planım.

cokbiliyonsen:

23 Ocak - Tumblr
24 Ocak - Tumblr 
25 Ocak - Tumblr 
26 Ocak - Tumblr 
27 Ocak - Tumblr 
28 Ocak - Tumblr 
29 Ocak - Tumblr 
30 Ocak - Tumblr 
31 Ocak - Tumblr 
1 Şubat - Tumblr 
2 Şubat - Tumblr 
3 Şubat - Tumblr 
4 Şubat - Tumblr 
5 Şubat - Tumblr

D&R’ı satın almak isteyenler kulübü.

(Source: damburgert)

(Source: kafeinbagimlisi)

Allah’ım sen şu iki kulunu birleştir.

Yeni bölüm de pek bir güzelmiş, cidden.

Ama diğer bölümde Cassie ile Jake ve Adam ile Diana gözüküyor. Olmaz ki böyle. Ağlarım ama ben. Bi’ yanlışlık olmasın. Kesin yanlışlıktır canım. Olmaz öyle şey. Giderim dizinin yönetmenlerinin karşısında ağlarım ama. Olmaz bak, cidden olmaz. Yazık ediyorsunuz efendim. 

Sonra bak beni böyle sinirlendirmeye de hiç hakkınız yok ki sizin. Ben ne yaptım size? Neydi benim günahım efendim? Cassie ile Adam olsun canımı yiyin. Ama yapmayın şöyle bak. Jake ile Cassie hiç yakışmıyor zaten. Olmaz canım hiç olur mu?

Jake gitsin, yerine yurduna dönsün. Cassie sakın bir salaklık yapıp da peşinden gitmesin. Gitse de Adam onu geri çevirsin. Mutlu mesut yaşasınlar, çocuklarını sevsinler. 

Hafiften abarttım sanki. Hafiften de değil baya bir abarttım ben.

Dönemin başında:

Okul birincisiyim bu sefer bak görürsünüz.

Dönemin sonunda:

Neyse lan en azından kalmadık.

(Source: sorunbendedegilsende)

Ve ben seni düşünürken aklıma bir sey daha geldi. Acaba sen de beni düşünür musun ? Baskalarına sordum seni benden bahsediyor mu diye ama yok aklına bile gelmiyorum iste . Sen sadece isine bakıyorsun. Başka yaptigin bir sey yok . Ha belki vardır ama o da yeni asklarindir. Rahat mısın sevdiğim bensiz? Ellerin başka ellerle rahat mı? Yoksa onların elleri daha mı sıcak? Olsun ben ellerimi ısıttım senin icin. Gel be dokun onlara. Ya da dokunma ama gözlerimin ihtiyacı var sana. Sadece bana yakın ol sadece beni sev sadece ben… Sadece ben yani aklından gecen diğer seyleri bir kenara bırakmak zorundasin. Bırakmasaydım hani beni ne olurdu ne olurdu ya. Bana en azından seviyormuş gibi davrananamaz mısın? Yalan söyle bana yalandan da olsa seni seviyorum de. Çünkü ben senin yalanlarına alışmıştım. Yanimdayken doğruyu söyledin mı bana sevdiğim? Yoksa onlar da mı yalandan lbaretti? Ama ben cidden ÖZLEDİM…

Merhaba efendim beni tanıdınız mı acaba

Merhaba efendim beni tanıdınız mı acaba

1 2 3 4 5 »